AK Parti’nin istişare kampları yıllardır siyasetin nabzının tutulduğu en önemli toplantılardan biridir.
Bu yıl adres değişti.
Kızılcahamam’ın yerini Sapanca aldı.
Ama asıl dikkatimi çeken, mekân değil verilen mesajlardı.
Ekranlarından günlerdir konuşmaları izledim.
Yapılan açıklamaları okudum.
Kulislere yansıyan değerlendirmeleri takip ettim.
Ortaya çıkan tablo şuydu:
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu kez en net mesajlarını muhalefete değil, kendi teşkilatına verdi.
“Yorulan varsa buyursun kenara gelsin dinlensin. Kenara gelmeyen de meydanın hakkını versin.”
Bence bu kampın en önemli cümlesi buydu.
Çünkü bu söz, sadece bir uyarı değil; AK Parti’nin önümüzdeki döneme ilişkin yol haritasının da ilk işaretiydi.
AK Parti, 25 yıl önce sadece bir siyasi parti olarak yola çıkmadı.
Bir umut hareketi olarak doğdu.
Yasaklarla mücadele dedi.
Yolsuzlukla mücadele dedi.
Yoksullukla mücadele dedi.
Sonra önüne hedefler koydu.
2023 dedi.
2053 dedi.
2071 dedi.
Türkiye’ye bir gelecek hikâyesi anlattı.
Bugün ise yeni bir hikâyeye ihtiyaç olduğu açıkça görülüyor.
Geçmiş elbette kıymetlidir.
Elde edilen başarılar da öyledir.
Ama siyaset sadece dünle yürümüyor.
Millet, yarını duymak istiyor.
Yeni hedefleri…
Yeni heyecanı…
Yeni umudu…
Cumhurbaşkanı’nın “yorulan kenara çekilsin” sözünü ben biraz da bu yüzden önemsiyorum.
Çünkü değişim önce kendi kadrolarında başlar.
Sapanca Kampı’nın en dikkat çeken bölümlerinden biri de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın milletvekilleriyle yaptığı bire bir görüşmelerdi.
Her milletvekilini tek tek dinledi.
Şehirleri konuştu.
Sahadan gelen raporları aldı.
Sorunları not etti.
Talimatlarını verdi.
Bu ayrıntı bana göre oldukça önemliydi.
Sahadan gelen doğru bilgi…
Doğru teşkilat…
Doğru kadro…
Seçimin kaderini belirleyen de bunlardır.
Kampta verilen “Terörsüz Türkiye” mesajı da üzerinde dikkatle durulması gereken başlıklardan biriydi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sürecin siyasi kazanç için değil, Türkiye’nin geleceği için yürütüldüğünü söyledi.
Bu mesajın toplumda karşılık bulması ise sadece Ankara’da kurulacak cümlelere değil, sahadaki dile de bağlı.
Toplum artık daha fazla kavga değil…
Daha fazla huzur istiyor.
Ancak bir gerçeği de görmezden gelemeyiz.
Bugün vatandaşın en büyük gündemi ekonomi.
Hayat pahalılığı.
Artan kiralar.
Yükselen gıda fiyatları.
Geçim derdi…
Emeklinin maaşı.
Asgari ücretlinin mutfağı.
Gençlerin iş bulma umudu…
Vatandaşın günlük hayatına dokunan bu sorunlar çözülmeden, siyasetin kurduğu her cümle eksik kalacaktır.
AK Parti’nin yeniden güçlü bir hikâye yazabilmesi için sadece teşkilatlarını değil, ekonomiyi de yeniden toplumun umut kapısı hâline getirmesi gerekiyor.
Bir cümle de teşkilatlara…
Vatandaş artık sadece afiş görmek istemiyor.
Sadece sosyal medya paylaşımı görmek de istemiyor.
Kapısını çalan siyasetçi istiyor.
Mahallesine gelen teşkilat istiyor.
Dinleyen…
Not alan…
Çözüm üreten siyasetçi istiyor.
Cumhurbaşkanı’nın Sapanca’da verdiği mesajın özü de buydu.
Milletle bağınızı hiç koparmayın.
Ben bunu daha önce de yazdım.
Bugün bir kez daha yazıyorum.
Bana göre Türkiye, genel seçimden önce bir yerel seçim yaşayabilir.
Hatta 2027 yılında yapılabilecek olası bir baskın yerel seçim ihtimalini yabana atmıyorum.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sapanca Kampı’nda verdiği mesajları…
Milletvekilleriyle yaptığı bire bir görüşmeleri…
Teşkilata yönelik uyarıları…
Sahadan aldığı raporları…
Bir bütün olarak okuduğumda bu kanaatim daha da güçleniyor.
Bu elbette bir bilgi değil.
Bir siyasi okuma.
Bir gazeteci değerlendirmesi.
Yanılırım…
Ya da haklı çıkarım.
Bunu zaman gösterecek.
Ama siyasette bazen en önemli mesajlar kürsülerden değil, satır aralarından okunur.
Ben Sapanca’nın satır aralarında, AK Parti’nin yeni bir hazırlık dönemine girdiğini gördüm.
Şimdi asıl soru şu:
Bu mesajlar sahaya ne kadar yansıyacak?
