Sevda Durgun
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. BABA OCAĞINDA YANGIN VAR! Bir tarafta “butlancılar”, bir tarafta “pavyoncular”… Peki halk nerede?

BABA OCAĞINDA YANGIN VAR! Bir tarafta “butlancılar”, bir tarafta “pavyoncular”… Peki halk nerede?

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Dün ekran başında Türkiye Büyük Millet Meclisinin önünde ki görüntüleri izlerken aklımdan tek bir şey geçti:

Biz neyi konuşuyoruz?

Daha doğrusu…

Türkiye neyi konuşuyor?

Bir tarafta geçim derdi.

Bir tarafta kira yükü.

Bir tarafta iş bulamayan gençler.

Ama ülkenin gündemi günlerdir CHP’de kimin konuşacağı, kimin kürsüye çıkacağı, kimin genel başkan olacağı…

Ve dün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önünde yaşananlar…

Açık söyleyeyim.

Türk siyaseti adına üzücüydü.

Bir gazeteci olarak üzüldüm.

Ama sadece bir gazeteci olarak değil…

Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı bir Cumhuriyet kadını olarak da üzüldüm.

Bugün sahip olduğum hakların büyük bölümünü Cumhuriyet’e ve Mustafa Kemal Atatürk’e borçlu bir kadın olarak, Atatürk’ün kurduğu partinin, TBMM’nin önünde yaşanan bu görüntüleri görmek beni gerçekten üzdü.

Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi sadece bir siyasi parti değildir.

Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş hikâyesinin bir parçasıdır.

Bu nedenle bugün yaşananlar sadece CHP adına değil, Cumhuriyet kültürü ve Türk siyaseti adına da düşündürücüydü.

Üstelik orası herhangi bir meydan da değildi.

Orası milletin iradesinin temsil edildiği Meclis’in önüydü.

Ama dün orada demokrasi konuşulmadı.

Yumruklar konuştu.

Hakaretler konuştu.

Öfke konuştu.

Günlerdir CHP’de tek bir soru vardı:

Kemal Kılıçdaroğlu mu konuşacak?

Özgür Özel mi konuşacak?

Aslında yaşananların özeti de buydu.

Bir tarafta sırtından hançerlendiğini düşünen, kendisine haksızlık yapıldığına inanan Kemal Kılıçdaroğlu.

Diğer tarafta kurultayla seçildiğini ve koltuğun meşru sahibinin kendisi olduğunu savunan Özgür Özel.

Bir tarafta hukuk tartışması.

Diğer tarafta siyasi meşruiyet tartışması.

Bir tarafta geçmiş.

Diğer tarafta gelecek iddiası.

Ama günün sonunda ortaya çıkan tabloya baktığımızda…

Kazanan bir lider göremedim.

Kazanan bir fikir de göremedim.

Sadece büyüyen bir kavga gördüm.

Düne kadar aynı masada oturanlar bugün birbirlerine sloganlarla yükleniyordu.

Günlerdir ekranlarda, sosyal medyada ve meydanlarda karşılıklı ithamlar havada uçuşuyor.

Bir taraf karşısındakine “butlancı” diyordu.

Diğer taraf “pavyoncu” diye karşılık veriyordu.

Türkiye’nin ana muhalefet partisinde bugün en çok konuşulan şey ekonomi değildi.

Eğitim değildi.

İşsizlik değildi.

Vatandaşın sorunları değildi.

Butlancılar ve pavyoncular konuşuluyordu.

İnsan ister istemez soruyor:

Gerçekten ülkenin gündemi bu mu?

Daha da üzücü olanı, bu gerilimin medyaya da sıçraması oldu.

Geçtiğimiz günlerde gazeteciler hedef olmuştu.

Dün de benzer görüntüler yaşandı.

TGRT’nin genç muhabiri saldırıya uğradı.

Başka medya kuruluşları da hedef haline getirildi.

Oysa gazeteciler bu kavganın tarafı değil.

Gazeteciler sadece görevini yapıyor.

Siyaset kurumu gazetecileri hedef göstermekten, taraftarlar da gazetecileri düşman gibi görmekten vazgeçmeli.

Çünkü özgür basının olmadığı yerde sağlıklı demokrasi de olmaz.

Dün ki tartışmalarda kavgalarda saatlerce slogan atıldı.

Saatlerce taraflar birbirlerine üstünlük kurmaya çalıştı.

Ama kimse çıkıp da;

“Bu vatandaş ne yiyor?”

“Bu emekli ay sonunu nasıl getiriyor?”

“Bu gençler geleceğini nerede arıyor?”

sorularını sormadı.

Market raflarında yangın var.

Pazar tezgâhlarında yangın var.

Kirada yangın var.

Mutfakta yangın var.

Ama siyaset hâlâ kendi yangınıyla meşgul.

Yaşananlara bir boks maçı gibi bakarsak;

Özel 1

Kılıçdaroğlu 0

Yaşananlara CHP’nin geleceği açısından bakarsak;

Kılıçdaroğlu 1

Özel 0

Ama yaşananlara sessiz ve makul çoğunluğun penceresinden bakarsak;

Kılıçdaroğlu 0

Özel 0

Çünkü vatandaşın kazandığı bir şey yok.

Emeklinin kazandığı bir şey yok.

İşçinin kazandığı bir şey yok.

Gencin kazandığı bir şey yok.

Dünün kazananı olmadı.

Kaybeden CHP oldu.

Kaybeden Türk siyaseti oldu.

Ve en önemlisi…

Demokrasi adına verilen görüntüler, “Demokrasi dediğimiz şey gerçekten bu mu?” sorusunu bir kez daha hepimize sordurdu.

Çünkü gördüğümüz şey demokrasi değildi.

Bir güç mücadelesiydi.

Bir liderlik savaşıydı.

Bir koltuk kavgasıydı.

Ve ne yazık ki o kavganın gürültüsü arasında yine halkın sesi duyulmadı.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter