Türkiye ile İsrail arasında Suriye ve Gazze üzerinden yükselen gerilim, karşılıklı sert açıklamalarla yeni bir boyuta taşındı. Türkiye’nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında Interpol kırmızı bülteni çıkarılması için harekete geçmesinin ardından İsrail Başbakanlık Ofisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı doğrudan hedef alan ağır ifadeler kullandı. Ankara’dan yanıt gecikmedi.
Türkiye-İsrail hattında son günlerde giderek yükselen tansiyon, 21 Ağustos’ta diplomatik krize dönüşebilecek yeni bir aşamaya geldi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gazze’ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosu’na yönelik müdahaleyle bağlantılı yürütülen dava kapsamında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında kırmızı bülten çıkarılması için sürecin başlatıldığını açıkladı. Gürlek’in açıklamasına göre Netanyahu hakkında “soykırım” suçlamasıyla 14 Temmuz 2026’da verilen yakalama emrinin ardından, uluslararası seviyede aranması amacıyla kırmızı bülten yayımlanması İçişleri Bakanlığından talep edildi ve ilgili evrak Dışişleri Bakanlığına gönderildi.
İsrail Başbakanlık Ofisi Erdoğan’ı hedef aldı
Türkiye’nin bu hamlesinin ardından İsrail Başbakanlık Ofisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik son derece sert bir açıklama yayımladı. Açıklamada Erdoğan için “antisemitik bir diktatör” ifadesi kullanılırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik Kürtler, Hamas, Kıbrıs ve Türkiye’deki gazeteci ve siyasetçiler üzerinden bir dizi ağır suçlama yöneltildi. İsrail Başbakanlık Ofisi ayrıca Erdoğan’ın İsrail’e yönelik politikasını Suriye’ye taşımaya çalıştığını öne sürerek, İsrail’in buna izin vermeyeceğini savundu. Türkiye’nin Netanyahu ve İsrailli yetkililer hakkındaki hukuki girişimi de “İsrail liderlerini ve askerlerini korkutma girişimi” olarak nitelendirildi.
Ankara’dan çok sert karşılık
İsrail’in açıklamasına Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından sert yanıt geldi.
İletişim Başkanlığı, İsrail Başbakanlık Ofisinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan açıklamalarını “tarihî gerçeklerden ve siyasi ciddiyetten yoksun” olarak nitelendirdi.
Açıklamada, Netanyahu yönetiminin bu söylemlerinin savaş suçları ve insanlığa karşı suçların hesabını vermekten kaçma çabasının göstergesi olduğu savunuldu.
İletişim Başkanlığı ayrıca İsrail’de yaklaşan seçimlere dikkat çekerek, Netanyahu yönetiminin Türkiye’yi yeni bir “tehdit figürü” haline getirmeye çalıştığını belirtti.
Türkiye’nin bölgesel barış, adalet ve istikrarı savunmayı sürdüreceği vurgulandı.
Krizin merkezinde Suriye var
İki ülke arasındaki gerilim yalnızca Gazze ve Netanyahu hakkındaki hukuki süreçle sınırlı değil.
İsrail savaş uçaklarının 18 Ağustos’ta Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’nü vurması, Ankara-Tel Aviv hattındaki tansiyonu daha da yükseltti.
İsrail yönetimi, saldırının gerekçesini Türkiye’nin söz konusu üsse asker konuşlandırabileceği iddiasına bağladı. Netanyahu, Türkiye’nin Suriye’de güneye doğru askerî olarak ilerlemesine izin vermeyeceklerini belirterek Ankara’ya açık mesaj verdi. Türkiye ise bu iddiaları reddederek İsrail’in saldırısını Suriye’nin egemenliğinin ihlali olarak değerlendirdi. Reuters’a göre saldırıda pist ve depolama alanları hedef alınırken can kaybı bildirilmedi.
ABD de devreye girdi
Yaşanan gelişmeler Washington’un da gündeminde. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail’in Ebu Zuhur saldırısını “gereksiz bir tırmanma” olarak değerlendirdi. ABD yönetiminin, olası bir Türkiye-İsrail askerî karşılaşmasının önüne geçmek amacıyla Türkiye, İsrail ve Suriye arasında daha kapsamlı bir çatışmasızlık ve iletişim mekanizması oluşturulması üzerinde çalıştığı bildirildi.
İsrail muhalefetinden Netanyahu’ya da tepki
Netanyahu yönetiminin Türkiye ile gerilimi yükselten politikası İsrail içinde de tartışma konusu oldu. İsrail’in eski Başbakanı Ehud Barak, Netanyahu’nun Türkiye ile gerilimi bilinçli biçimde tırmandırmasını “sorumsuz ve aptalca” olarak değerlendirirken, Demokratlar Partisi lideri Yair Golan da Suriye’deki saldırının İsrail’i Türkiye ile doğrudan çatışmaya yaklaştırdığı uyarısında bulundu.
Ankara-Tel Aviv hattında kritik süreç
Son gelişmelerle birlikte Türkiye-İsrail ilişkilerindeki gerilim üç ayrı başlıkta aynı anda derinleşiyor: Gazze nedeniyle yürütülen hukuki süreç, Netanyahu hakkında kırmızı bülten girişimi ve Suriye’de iki ülkenin karşı karşıya gelme ihtimali.
Karşılıklı açıklamaların tonunun sertleşmesi ve Suriye sahasında askerî hareketliliğin doğrudan Türkiye-İsrail ilişkilerinin konusu haline gelmesi, Ankara-Tel Aviv hattındaki krizin önümüzdeki günlerde bölgesel siyasetin en kritik başlıklarından biri olacağını gösteriyor.
