Türkiye’nin Milli Uzay Programı kapsamında geliştirilen Rubidyum Atomik Saati (RAFS), ABD’li uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in gerçekleştirdiği Transporter-17 göreviyle uzaya fırlatıldı. Yörüngeye yerleşen cihazdan ilk sinyalin başarıyla alındığı bildirildi.
Yüksek teknolojili konum belirleme altyapılarında kullanılan ve “atomik frekans standardı” olarak da adlandırılan bu saatler, günlük zaman ölçüm cihazlarına kıyasla en az bir milyon kat daha hassas veri üretiyor.
TEKNİK ALTYAPI VE ÇALIŞMA PRENSİBİ
Sistem, atom ve elektronların enerji seviyeleri arasındaki sabit titreşim frekansını (rezonans) referans alarak çalışıyor. Proje kapsamında kullanılan rubidyum atomu, 1 saniye içinde 6 milyar 834 milyon 682 bin 610 kez titreşerek zaman ölçümündeki sapmaları minimuma indiriyor.
Yüksek hassasiyetli zaman senkronizasyonu, özellikle şu veri ve güvenlik altyapılarının kararlı çalışması açısından kritik önem taşıyor:
- Haberleşme: 4G ve 5G şebekelerinin veri iletim süreçleri.
- Finans: Borsa işlemleri ve bankacılık veri akışları.
- Savunma: Füze savunma sistemlerinin zamanlama mekanizmaları.
- Ulaşım: Otonom sürüş sistemlerinin konumlandırma doğrulamaları.

KURUMSAL İŞ BİRLİĞİ VE GELECEK HEDEFLERİ
Türkiye Uzay Ajansı (TUA) öncülüğünde yürütülen proje; TÜBİTAK UME ana yükleniciliğinde, TÜBİTAK UZAY ve İTÜNOVA iş birliğiyle yerli olarak tasarlandı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, çalışmanın teknik kazanımlarına yönelik yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Gelecekteki çalışmalarımız için bir kilometre taşı olan RAFS ile elde edilecek veriler; uydu sistemleri, haberleşme altyapıları, navigasyon uygulamaları ve bilimsel uzay görevlerinde kullanılabilecek yüksek hassasiyetli atomik saat teknolojilerine yönelik değerli kazanımlar sağlayacak.”
